Yangın alarmı nerede gerekli, nerede tek dedektör yetiyor
Yangın alarm sistemi dediğimiz şey, dumanı ya da sıcaklık artışını algılayan dedektörlerin bir panele bağlandığı, panelin de sireni çalıştırdığı bütün. Tavana tek başına vidalanan pilli duman alarmıyla sık karıştırılıyor. Pilli alarm yalnızca kendi odasını uyarıyor; panele bağlı sistem binanın tamamını uyarıyor ve sinyalin nereden geldiğini söylüyor.
Konutta çoğu zaman yeterli olan kurgu yalın: koridora ve yatak odası önüne duman dedektörü. Panelli sisteme geçmek, kat sayısı arttığında veya uyuyan biri alarmı duyamayacak kadar uzaktayken anlam kazanıyor. Tek katlı küçük bir dairede adresli panel kurmak, bütçeyi yanlış kaleme yazmak oluyor.
İş yerinde tablo değişiyor. Depo, atölye, kazan dairesi ve ofis katı aynı binada olsa bile birbirinden farklı algılama istiyor; hangi hacme ne konacağı kullanım amacına, tavan yüksekliğine ve orada ne yandığına göre değişiyor. Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik belli yapı ve kullanım sınıflarında algılama ve uyarı sistemini zorunlu tutuyor.
Dedektör dumanı nasıl görüyor
Optik dedektörün içinde küçük bir hazne, bir ışık kaynağı ve o kaynağa doğrudan bakmayan bir alıcı var. Temiz havada ışık alıcıya düşmüyor. Hazneye duman girince ışık saçılıyor, alıcıya çarpan kısım eşiği aşınca alarm çıkıyor. Kablo, döşeme, koltuk gibi için için yanan malzemelerde bu yöntem erken davranıyor.
İyonizasyon tipi başka bir yol izliyor: hazne içindeki havayı iyonlaştıran çok küçük bir kaynak var, yanma ürünü parçacıklar girdiğinde akım düşüyor. Alevli ve hızlı yangınlarda hassasiyeti yüksek. Radyoaktif kaynağın bertarafı ve mevzuatı zahmetli olduğu için sahada ağırlık uzun zamandır optik dedektörde.
Dumana hiç bakmayan bir tip daha var. Isı dedektörü sabit bir sıcaklık eşiğinin aşılmasına veya sıcaklığın anormal hızda yükselmesine tepki veriyor. Buharın, isin ve egzozun normal sayıldığı mutfak, kazan dairesi ve kapalı otoparkta duman dedektörü sürekli boşa alarm üretiyor; oralara ısı dedektörü koyuyoruz.
Cihazların nasıl davranması gerektiği EN 54 standart ailesinde bölüm bölüm tanımlı: dedektör, panel, siren ve güç kaynağı ayrı başlıklar altında. Ekipman seçerken bu uygunluğa bakıyoruz, çünkü dıştan aynı görünen iki dedektörün hazne tasarımı ve eşiği aynı olmayabiliyor.
Panelden sirene, sistemin parçaları
Panel sistemin karar veren yeri. Dedektör hatlarını sürekli izliyor, hattaki kopukluğu alarmdan ayırıyor, şebeke gidince kendi aküsüne geçiyor. Konvansiyonel panelde her bölge hattının ucundaki son cihazın klemensine bir direnç bağlanıyor; panel bu direncin üzerinden geçen küçük akımı gördüğü sürece hattın bütün olduğunu biliyor, kablo koptuğunda direnç devreden çıktığı için arıza veriyor. Kolaya kaçıp direnci hat sonuna değil panelin klemensine takan tesisatta koruma çalışmıyor: panel direnci hep gördüğünden ileride kopan hattı fark etmiyor, hattın o bölümü sessizce ölü kalıyor.
Dedektörün yeri tipinden az önemli değil. Tavanla duvarın birleştiği ölü hava köşesine, klima menfezinin önüne ya da kirişin gölgesine konan cihaz dumanı geç görüyor. Noktasal bir duman dedektörünün engelsiz ve normal yükseklikte bir tavanda koruduğu alan 6–7,5 metre yarıçap mertebesinde; kiriş, bölme ve hava akımı bu mesafeyi kısaltıyor, tek cihaz bütün katı görmüyor. Bölme duvarı olan her hacmi ayrı hesaplıyoruz.
Yangın ihbar butonu çoğu projede hafife alınıyor. İnsan dumanı çoğu zaman dedektörden önce görüyor ve alarmı elle başlatabilmesi gerekiyor. Butonlar kaçış yolu üzerine, çıkış kapılarının yanına, el hizasına ve önü dolapla kapanmayacak şekilde yerleşiyor.
Siren tarafında tek ölçüt var: alarm, binanın en uzak ve en gürültülü noktasında duyulacak. Makine sesi yüksek atölyede sesin yanına flaşör ekliyoruz. Panelin kuru kontak çıkışlarıyla manyetik kapı tutucuları bırakmak veya havalandırmayı durdurmak da mümkün; dumanın kat boyunca dağılmasını yavaşlatıyor.
Konvansiyonel mi adresli mi, karar neye bakıyor
Konvansiyonel sistemde dedektörler bölgelere ayrılmış hatlara bağlanıyor. Panel "üçüncü bölgede alarm var" diyor, hangi dedektörün tetiklendiğini söylemiyor. Az bölmeli, tek katlı, küçük alanlarda bu bilgi yeterli kalıyor ve maliyeti düşük.
Adresli sistemde her cihazın numarası var, panel "zemin kat depo koridoru, dedektör 14" diyor. Kirlenmiş dedektörü de tek tek bildiriyor, bakımda hepsini sökmek gerekmiyor. Alan ve bölme sayısı büyüdükçe aradaki fark, gece yarısı hangi kapıyı açacağınızı bilmeye dönüşüyor.
Depoda karar tavan yüksekliğinde düğümleniyor. Duman on metre yükselene kadar seyreliyorsa noktasal dedektör geç kalıyor ve iki ayrı yol konuşuluyor. Işın tipi dedektörün vericisiyle alıcısı karşılıklı duvarlara yüksekten kuruluyor, ışın hacmi boydan boya tarıyor; görüş hattının raflarla ya da vinçle kesilmemesi şart. Hava örnekleme sisteminde ise delikli boru raf aralarına ve kritik noktalara çekiliyor, bir aspiratör havayı sürekli çekip merkezdeki dedektöre gönderiyor. Ortam tozluysa hassasiyeti yükseltmek boşa alarm üretiyor, bunu baştan hesaba katıyoruz.
Sahada en sık karşılaştığımız hatalar
Boya en sinsi olanı. Badana sırasında dedektörün üstüne geçirilen poşet çıkarılmamış ya da cihaz doğrudan boyanmış oluyor. Hazne delikleri kapandığı için içeri duman girmiyor, ama cihaz elektriksel olarak sağlam göründüğünden panel arıza da vermiyor. Sistem yıllarca yeşil ışıkla bekliyor.
Panelin sarı lambası da göz ardı ediliyor. Cihaz aylardır arıza bildiriyor, biri bip sesini kapatmış, herkes lambaya alışmış. Oysa panel arızanın ne olduğunu ekranında ya da bölge lambasında zaten söylüyor: kopmuş bir hat, kirlenmiş bir dedektör, zayıflamış bir akü. Arıza ışığı yanan panel, hiç olmayan panelden daha tehlikeli, çünkü koruma altında olduğunuzu sanıyorsunuz.
Sonradan yapılan tadilat başka bir sessiz arıza kaynağı. Asma tavan çekilince dedektör yeni tavanın üstünde kalıyor, bölme duvarı örülünce ortada hiç görülmeyen bir hacim doğuyor. Kâğıt üzerinde sistem tam, sahada bir oda korumasız. Duvar, tavan veya raf düzeni değiştiyse dedektör yerlerini yeniden gözden geçiriyoruz.
Bir de hiç denenmemiş siren var. Alarm doğru çıkıyor ama deponun arka bölümünde makineler çalışırken duyulmuyor. Sireni masa başında değil, mesai saatinde ve en uzak noktada dinleyerek doğruluyoruz.
Dedektör yerleşiminden teslim testine
Keşifte binayı baştan sona yürüyoruz. Tavan yüksekliğini, bölme duvarlarını, kaçış yollarını, mutfak ve kazan dairesi gibi özel hacimleri, mevcut zayıf akım güzergâhını ve panelin duracağı yeri tek tek not alıyoruz. Kat planı yoksa kroki çıkarıp dedektör yerlerini üzerine işaretliyoruz.
Montaja başlarken çalışacağımız hattı panodan kesiyor, kalemle değil ölçü aletiyle doğruluyoruz. Kablo mevcut kanaldan gidebiliyorsa yeni kanal açmıyoruz; siren ve besleme hatlarında yangına dayanıklı kablo kullanıyoruz. Delme gereken yerin altını örtüyor, tozu anında topluyoruz.
Devreye alma kısmını hızlı geçmiyoruz. Her dedektörü test spreyiyle ya da uygun ısı kaynağıyla tek tek tetikliyor, panelde doğru bölgenin veya doğru adresin göründüğünü kontrol ediyoruz. Sonra şebekeyi bilerek kesiyor, panelin aküye geçişini ve arıza bildirimini izliyoruz.
Teslimde panel kapağının içine bölge listesini yapıştırıyor, dedektör adreslerini etiketliyoruz. Alarmı susturma, sistemi sıfırlama ve arıza okuma adımlarını yerinde gösteriyor, periyodik test için ne zaman aramanız gerektiğini yazılı bırakıyoruz. Sökülen eski cihazları ve ambalajları yanımızda götürüyoruz.