Tesisat yenileme ne zaman gerçekten gerekiyor, ne zaman gerekmiyor
Tesisat yenileme, duvarın içindeki iletkenlerin, boruların, buatların ve pano donanımının bir bütün olarak değişmesi demek. Anahtar kapağını sökünce görünen kısım işin küçük parçası. Asıl mesele o kapağın arkasından panoya kadar uzanan hattın kesiti, yalıtımı ve topraklaması. Kesit çekilen yükün altında kalmışsa, yalıtım yaşlanmışsa ya da topraklama hiç yoksa yeni anahtar takmak sorunun üstünü örtmekten öteye gitmiyor.
Yenilemeyi gündeme getiren belirtiler genelde birbirine benziyor. Sigorta belli bir cihaz çalışınca atıyor, priz kapağı ısınıyor, anahtardan cızırtı geliyor, ampuller sık sık patlıyor. Kapağı açtığımızda kablonun dış kılıfı sertleşip parça parça dökülüyorsa ya da tesisatta alüminyum iletken varsa tablo netleşiyor. Topraklama hattının hiç olmadığı dairelerde de karar zor değil.
Her arıza komple yenileme istemiyor, bunu baştan söylemek gerekiyor. Tek bir prizde gevşemiş klemens, buat içinde kararmış bir ek, panoda yorulmuş bir otomat — bunlar noktasal işler. Böyle bir durumda arızanın çıktığı hattı uçtan uca ölçüyoruz; hat kendi içinde sağlam çıkıyorsa arızalı noktayı onarıp orada bırakıyoruz. Sağlam tesisatı söktürmek kimsenin işine yaramıyor.
Türkiye'de konut tesisatının üç kırılma noktası
İç tesisatın bugünkü çerçevesi 1984'te yayımlanan Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliği ile oturdu. Daha eski binalar başka bir dönemin kurallarıyla kuruldu; üstüne yıllar içinde birkaç kez tadilat gördüler, bugün duvarın içinde ne olduğu daireden daireye değişiyor. Aynı sokaktaki iki apartmanın tesisatı birbirini tutmayabiliyor. Keşifte binanın yaşını sormamız tahmin yürütmek için değil, panoyu açtığımızda neye bakacağımızı bilmek için.
İkinci kırılma topraklamada yaşandı. Elektrik Tesislerinde Topraklamalar Yönetmeliği 2001'de yürürlüğe girdi; öncesindeki pek çok dairede tesisat iki telli çekilmişti. O dönemde yaygın olan, koruma iletkenini nötre bağlama alışkanlığı bugün kabul edilmiyor — nötr hattında bir kopma olduğunda cihaz gövdesi gerilim altında kalabiliyor. Eski binalarda ilk baktığımız şeylerden biri prizin toprak bacağının gerçekten bir yere bağlı olup olmadığı.
Üçüncü kırılma mevzuatta değil, evin içinde yaşandı. Yetmişlerde çekilen bir daire tesisatı, o günün cihaz sayısına göre boyutlandırıldı. Bugün mutfaktaki, banyodaki ve salondaki cihazlar birbirinden bağımsız çalışıyor ve çoğu akşam aynı anda devrede; hattın gördüğü yükü büyüten şey cihazların tek tek gücü kadar bu eşzamanlılık. Duvarın içindeki kablo ise aynı kablo — zorlanma burada başlıyor.
Kolon hattından prize kadar tesisat neyden oluşuyor
Kolon denince iki ayrı hat kastediliyor, karışmasın: binanın ana kolonu ile sayaçtan dairenize giren besleme hattı. Bu bölümde ikincisini anlatıyoruz. Dairenin çekebileceği toplam gücün tavanını bu besleme hattı belirliyor; içeride ne yaparsak yapalım, hat ince kalmışsa yük bindiğinde gerilim düşüyor ve kablo ısınıyor. Eski binalarda daire besleme hattının yenilenmesi çoğu zaman işin ilk maddesi oluyor.
Daire panosunda üç şey arıyoruz: bir ana kesici, kaçak akım koruma rölesi ve hatları ayrı ayrı koruyan otomatik sigortalar. Can güvenliği için kullanılan kaçak akım rölesi 30 mA'de açıyor. Bu eşik seçildi diye 30 mA zararsız sayılmıyor; tersine, o akım insan için tehlikeli aralıkta. Korumayı sağlayan şey akımın düşüklüğü değil, rölenin devreyi bu akım vücuttan uzun süre geçmeden ayırması — belirleyici olan açma süresi.
Panodan çıkan linyeler işlevine göre ayrılıyor. Aydınlatma hatları daha ince kesitle, priz hatları daha kalın kesitle çekiliyor. Sürekli yüksek akım çeken cihazlar kendi hattını ve kendi sigortasını istiyor; bunları oda prizlerinin hattına bindirmek hem kabloyu hem sigortayı sınırda çalıştırıyor. Bu ayrımı tesisat kurulurken yapmak kolay, ev döşendikten sonra aynı işi yapmak duvar açmayı gerektiriyor.
Kablonun içinden geçtiği boru, ekin yapıldığı buat ve anahtarın oturduğu kasa da tesisatın parçası. Boru, kablo sonradan değişebilsin diye var; kabloyu borusuz biçimde sıvaya gömmek o günü kısaltıyor, sonraki her müdahaleyi duvar kırmaya bağlıyor. Buat kapağının sıva altında kalmaması aynı mantığın devamı — on yıl sonra o eki arayan kişi duvarı yoklamak zorunda kalmıyor. Kasa derinliği ise küçük ama can sıkıcı bir ayrıntı: sığ kasada kablo anahtarın arkasına zorla katlanıyor, bağlantı zamanla gevşiyor.
Sıva altı mı, sıva üstü mü, buna keşifte karar veriyoruz
Sıva altı uygulamada boru duvarın içine gömülüyor, kablo borunun içinden çekiliyor. Görüntü temiz, kablo korunaklı, ileride aynı borudan yeni kablo geçirmek mümkün. Karşılığında kanal açımı ve sıva onarımı var; oturulan evde bu iş bölüm bölüm ilerliyor.
Sıva üstünde kablo kanal ya da boru içinde duvarın yüzeyinde ilerliyor. Kırım yok, hat gözle takip edilebiliyor, arıza bulmak kolay. Depo, atölye, ofis bölümlemesi ve taşınma ihtimali olan kiralık yerlerde çoğu zaman daha akıllıca. Kanalın hizası ve köşe birleşimleri düzgün yapıldığında görüntü de rahatsız etmiyor.
Çoğu tadilatta ikisi birlikte kullanılıyor. Mevcut borular sağlam ve içinden çekim yapılabiliyorsa onları değerlendiriyoruz; ezilmiş ya da kırılmış borularda o hattı yeniden açıyoruz. Kararı gözle vermiyoruz: keşifte mevcut bir kabloyu deneme amaçlı çekiyor, borunun gerçekten iş görüp görmediğini böyle anlıyoruz.
Tesisat işlerinde en sık karşılaştığımız hatalar
Sıralama hatası başı çekiyor. Elektrik, tadilatın ilk konuşulacak kalemi; fayans döşendikten, alçı çekildikten, mutfak montajı yapıldıktan sonra priz yeri değiştirmek yeni bir kırım demek. Tezgâh yüksekliği ve dolap derinliği belli olmadan mutfak prizlerinin yeri de kesinleşmiyor.
Priz planını mobilya yerleşimini bilmeden yapmak ikinci sırada. Yatak başında telefon şarjı, tezgâh üstünde küçük ev aletleri, televizyon arkasında dört ayrı fiş, çalışma masasında iki priz — bunlar önceden konuşulmazsa ev uzatma kablosuyla yaşamaya başlıyor. Uzatmaların birbirine takılması ise ısınmanın klasik sebebi.
Yenilemeyi yarıda kesmek de sık gördüğümüz bir durum. Daire içi hatlar bakır olarak yenileniyor, sayaçtan gelen eski alüminyum besleme olduğu gibi kalıyor, iki metal düz bir klemenste karşı karşıya geliyor. Alüminyumla bakırın doğrudan birleştiği yüzey zamanla oksitleniyor; direnç artıyor, o nokta ısınıyor. Bu iki iletkeni birleştirmek gerekiyorsa buna uygun bağlantı elemanı kullanılıyor, düz klemensle karşılaştığımız yerde bağlantıyı yeniliyoruz.
İşçilik tarafında gördüklerimiz de bir liste oluşturuyor: kablo ekini burup bantla kapatmak, eki buat dışında duvar boşluğunda bırakmak, buatı sıvanın altına gömmek, koruma iletkenini nötre köprülemek. Hiçbiri ilk gün belli olmuyor; birkaç yıl sonra ısınma, kaçak ya da kopma olarak geri geliyor.
Tesisat yenilemede sahadaki işleyiş
Keşifte önce panoyu açıyoruz. Kaç hat var, hangi hat nereyi besliyor, besleme hattının kesiti ne, kaçak akım rölesi takılı mı, topraklama gerçekten bağlı mı — bunları tek tek çıkarıyoruz. Dairenin krokisi üzerine mevcut noktaları ve eklenmesi istenen noktaları işaretliyoruz. Kapsam bu krokiyle netleşiyor, sözle değil.
Ölçüm kısmını atlamıyoruz. Hatların yalıtım direncine, iletken sürekliliğine ve topraklama direncine bakıyoruz; kaçak akım rölesini panodaki test tuşuyla değil, açma akımını ve açma süresini ölçen aletle deniyoruz. Çıkan değerleri yazıp size bırakıyoruz. Neyin değişeceğini de bu değerler üzerinden konuşuyoruz.
Uygulamaya başlarken çalışacağımız hattı panodan kesiyoruz, ardından hattın gerilimsiz kaldığını ölçü aletiyle doğruluyoruz; kalemle kontrol etmiyoruz. Kanal açmadan önce zemini ve mobilyayı örtüyoruz, delme ve kırma sırasında tozu çıktığı yerde topluyoruz. Kanalları hizasında açıyor, ekleri klemensle yapıyor, buat kapaklarını sıva seviyesinde bırakıyoruz.
Teslimden önce her noktayı tek tek deniyoruz: her anahtarı, her prizi, her aydınlatma çıkışını. Panoya hangi sigortanın nereyi beslediğini gösteren etiketi takıyor, hat şemasını yazılı bırakıyoruz. Sökülen eski malzemeyi, kablo artıklarını ve ambalajları da yanımızda götürüyoruz.